Bugün Titus’la yatağa oturduğumuzda sadece Rusça öğrenmek istiyordum. Ona temel kelimeleri öğretecektim, o da tekrar edecekti. Başta her şey normaldi. “Привет” dedim, o da “Hello” diye tekrarladı. Sonra “Как дела” geldi ve ben “How are you” diye açıkladım. Titus gülümsüyordu ama gözleri benim bacaklarıma kayıyordu. Ben de siyah tişörtümün içinde kalçalarımı hafifçe kıvırıyordum, farkında olmadan.
Oyun ilerledikçe kurallar değişti. Yanlış cevap verirse öpüşecektik. Ben “Gube” dedim dudaklar için. Titus yanlış söyledi, “Oh no” diye inledi. Elim hemen onun elini tuttu ve parmağımı ağzına götürdüm. “Palets” dedim, parmak emmek anlamına geliyor. O parmağımı emmeye başlayınca sıcak nefesi tenimi yaktı. Tişörtümün altında göğüslerim sertleşti, meme uçlarım kumaşa sürtünüyordu.
Sonra “Grudi” dedim göğüsler için. Titus elini göğsüme koydu, yavaşça sıktı. “Bu mu?” diye sordu. Sesim titredi, “Evet” dedim. Parmakları meme ucumu ovuştururken ıslaklık amımda yayılmaya başladı. Tanga içim zaten ıslaktı, o fark etmişti. Bacaklarımı hafif aralayınca kokumu aldı herhalde.
“Popa” deyince iş ciddileşti. Titus arkama döndü, elini kalçama koydu. “Bu mu?” diye sordu. Eli götümün üzerinde gezindi, parmakları tanganın kenarından içeri kaydı. “Ah” diye inledim. Götüm kasılınca o daha sert bastırdı. Sonra “Chilin” dedim am için. Titus eliyle amımı okşadı, parmağı ıslaklığı hissedince “Bu mu?” diye fısıldadı. Başımı salladım, sesim çıkmıyordu.
Yatak üzerinde dönüyorduk artık. Titus tişörtümü çıkardı, göğüslerimi ağzına aldı. Dilini meme ucumda gezdirirken diğer eli amıma indi. İki parmak birden girdi, yavaş yavaş pompaladı. “Sik beni” demek istiyordum ama Rusça kelimelerle devam ettik. “Potselui” dedim öpü için. Dudaklarımız yapıştı, dili ağzıma girdi. Aynı anda parmakları amımda hızlandı.
Sonra “Zhopa” kelimesi geldi, göt demek. Titus beni domalttı, dili göt deliğimde dolaştı. Islak dili sıcak tenimde kayarken inledim. “Yala daha derin” dedim. O dili sokmaya çalışırken parmaklarını da amıma soktu. İki deliğim aynı anda uyarıldı, titremeye başladım.
Kazandığını söylediğimde ödül olarak yarağını ağzıma aldım. Titus’un yarağı kalın ve damarlıydı, ağzıma sığmıyordu. Emmeye başladığımda boğazım tıkandı ama devam ettim. Tadı tuzlu ve erkeksiydi, kokusu başımı döndürdü. Titus ellerini saçlarımda gezdirdi, “Daha derin al” diye mırıldandı. Boğazımda hissettiğimde gözlerim yaşardı.
Artık dayanamıyordum. Titus beni sırtüstü yatırdı, bacaklarımı açtı. Yarağını amıma dayadı, yavaş yavaş girdi. Darlığı hissetti, “Çok sıkı” diye inledi. İçime her santim girdiğinde kaslarım kasıldı. Sıcaklığı, dolgunluğu her şeyi unutturdu. Ritmi yavaş yavaş artırdı, kalçalarım yatağa çarpıyordu. Sesler odada yankılanıyordu, ıslak şapırtılar ve inlemeler.
Götümü de istedi. Yavaşça göt deliğime soktu, ilk seferde canım yandı ama sonra zevke dönüştü. İki deliğim de doluydu sanki. Titus göğüslerimi sıkarken sertçe pompalıyordu. Terimiz karışmıştı, tenlerimiz yapışmıştı. “Boşalacağım” dediğinde ben de zirveye yakındım.
İçime boşaldığında sıcak sıvı amımın içinde yayıldı. Ben de titreyerek boşaldım, bacaklarım kasıldı. Üstümdeyken nefes nefese kaldık. Ama bu oyun bitmedi, daha fazla Rusça kelime öğrenmem gerektiğini biliyordum. Titus’un yarağı hala sertti, gece daha yeni başlıyordu.
